nostalji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
nostalji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Aralık 2012

the jezabels

2008 sonu - 2009 başında sıkça takip ettiğim, her türlü albüm/yeni müzik ihtiyacımı karşıladığım bir blog vardı. sonra tabii o kadar iyi ve yeni albümü paylaşması müzik şirketlerinin dikkatini çekti ve kaldırıldı. sahibi sonradan başka bir server'da, password uygulamasıyla blogu ayakta tutmaya çalıştı ama nafile. ne o yeni server, ne de o paylaşımın yarattığı his müzik şirketlerinin müdahalesi yüzünden eskisi gibi olabildi. 
linklerin altına pek albüm yorumu yapmayan, wikipedia'da bulunan türden genel bilgiler veren bir blogtu, ancak albüm kapaklarını mutlaka postlarına eklerdi. sanırım belli bir müzik müzik zevkine hitap etmesinin (ve de tabi ki linklerinin) dışında da en büyük albenisi buydu bu blogun. tanımadığınız, ama adını orada burada duyduğunuz, bazen onu bile duymadığınız gruplar albüm kapakları ile ulaşıyorlardı size. o blog sağ olsun, albüm kapakları sayesinde birçok grup tanıdım. (ha bir albümün kapağı içeriğini ne kadar temsil eder, o da çok mantıklı ve üzerine konuşulması gereken bir soru tabi ki ama bu yazının konusu o değil.) hala bir müzik-markette gezip kendi kendinize yeni bir şeyler keşfedebilmenin tadını sanal da olsa yaşatabilmesi açısından böyle bloglar, siteler, ya da durumlar hoşuma gidiyor. the jezabels'i de böyle tanıdım örneğin, sadece kapak görsellerinden yani. şunların güzelliğine bakar mısınız? ve de itiraf edin, grubu merak ettirmedi mi size de? :) 





23 Ekim 2012

lines before a dream



the relationship between the memory and the reality of something is really strange. the more the distance between the two increases, the more fragmented the memory becomes. one day, you can't picture his face in your head as easily as you normally do, the other you forget the details of his flat, and finally you forget his voice. at least, you think you do. then, you dream a dream one night and hear his voice again, and crystal clear it is! you wake up and it's gone, the dream becomes a memory and you find yourself sadly happy because somewhere inside you still remember, although you can't reach it to your heart's content anymore. i tell you, it's very very strange and it's one of the perks of being human. 

25 Ağustos 2010

hatıra kutusu



pelin'in taa kaç zaman önce gönderttiği, benim de beyenip "yapayım ben bunu yahu bi ara.." dediğim üstteki pano için şarap mantarlarımı sakladığım hatıra kutumu açtım demin. hepimizin vardır mutlaka böyle bişeyi, kutu olmasa da çekmece, dolabın bi köşesi, mektup kutusu vs gibi mutlaka. benimki irem'in kaaç sene önce içine doğumgünü hediyemi koyup gönderttiği çok güzel bi kutu, açıp kapamaktan kenarları biraz eğri büğrü olmuş. içinden neler neler çıktı tabi ki, biriktirmekten açıp bakmaya vaktim olmamış, ya da "nasıl olsa koyan benim, içinde ne var biliyoruz herhalde" hissiyatıyla tenezzül etmemişim. böyle eski günlüklerim (ofişıli 3 günlüğüm var, 5, 6-7 ve 8. sınıftan kalma :) ) özellikle çok komikler. mesela 5. sınıftayken pıtırcık olduğumu sanıyormuşum ben:

"İlk derste öğretmen sınıfa girer girmez kim anlatma yapacak dedi. Ben parmağımı kaldırdım. (Başka arkadaşlar da tabi) Öğretmen Onur'u kaldırdı. Ama o parmak kaldırmamıştı. Bu haksızlıktı." bunun tarihi de 07.10.1997 bu arada. şahane değil mi?


sonracığıma, hatıra defterim var bir tane, mani mi istersin, akrostij mi maşallah hepsi var. babama, komşu kızı gülsün ablaya sayfa ayırmışım ama yazdırmamışım. yazdırasım geldi, size de yazdırayım bi ara ister misiniz? defter tabi evlere şenlik, yazıları da okuruz hayatımıza iki heyecan gelir. yine irem'den gelen çok şahane iki defter var bi de. bi tanesi looney tunes kaplı, çok şirin, ilk sayfasında sücan, sütaş gibi bana ithafen yazılmış laflar var, 2003 tarihli. hatta 14.12.2003. diğeri de yine 2003, irem'in istanbul-çeşme-bozcaada tatil maceraları, beyle bikinili küşüklük fotosu, benim ilk ingilizce şarkı sözü yazma girişimim (irem'e yazıp mesac attıydım), eştın kaçır yapışkanı, orhan veli'nin "robinson" isimli şiiri, ve daha bi sürü zırtapoz şey..
sonraaa..böyle bi sürü film, sergi, konser bileti, katologumsu şeyler, avni lifij'in şu portresi:
ilkokul sınıfımın öğrenci listesi, görevli olduğum, çalıştığım, katıldığım her türlü zımbırtının isim kartı, pelin'in sevgililer gününde gönderttiği çiçeklerin kartları :D derste sıkılıp çizip yolladığı kalpler, egem'in doğumgünü hediyemin içine yazdığı bi yazı. üniversite 1. sınıf ders programım, bunalım vakitlerimde kağıtlara yazdığım günlüğümsü yazılar, edinburgh'da barselona'da elimden geldiğince yazdığım bir sürü şey..yaz okulu için edinburgh'da okuduğum crossing the river'dan şu alıntı:

"She looked at the palms of her hands where the darker skin now blended into the lighter, and she wondered if freedom was more important than love, and indeed if love was at all possible without somebody taking it from her."

küçücük bir kese içinde sakladığım 5. sınıf sınıfımızdan küçücük bir tebeşir, besni'den üzerine nedense küçük göz yaşları çizip yine taaa kaç sene önce aldığım minicik bir taş. böle en dipte de irem'in çanakkale'nin aynalı pazar isimli gazetesinde yazdığı müzik sayfaları ve tabi ki aslan burcu ile ilgili küçük bi kitapçık :)

ve saklamaya değer bulduğum daha bi sürü şey :)
yalnız şöyle bi şikayetim var: neden artık sinema biletleri eskisi gibi bilet şeklinde değil? fiş mi saklayacak şimdi benim gibi kutu severler yani? yetkililere arz ederim :p
bi de işe yarar 8 şarap mantarı çıktı kutudan, iki tane de plastik cumartesi mantarı var ama onları saymıyorum. ne yani 10 şişelik mi mantar birikmiş bunca vakittir şimdi? bu konuda bişey yapmak lazım a dostlar :)