kahve suyumun ısınmasını bekliyorum.
başlıktan da tahmin edebileceğin üzere blogk, tüm günümü dostoevsky'nin budalası'na adayacağım, bu da 5 sayfa okuduktan sonra uyku basacağı ve kendimi kitabın yanına kıvrılmış uyurken bulacağım anlamına geliyor. kahveyi de testi kırılmadan atılan tokat olsun diye hazır ettim sırf bu yüzden. myskin'in miskinle olan fonetik benzerliğidir şu an beni benden alan.
ara ara da clarissa izleyesim var, mutfakta spontane bi şekilde "pearl jam dünyanın en iyi grubu" beyanatı geldi de aklıma :D
esracıımı da ekmiş bulundum bu arada ama bakalım belki yarın hasret gideririz. gideremesek de benim "huzur" için şöyle bi taksim'e uzanmam gerekecek.
çüüz, hatta dur bakiyim, :babelfish'e koşar:
см. вас!
07 Mart 2009
farklıyız
sadece dizi izleyerek bütün bir günü bilgisayar başında geçirme fikriyle barışamadığımdan 2 saat önce filan önemli önemsiz yapmayı ertelediğim ne kadar şey varsa tek tek yapmaya başladım. bi yandan da zuhal olcay dinliyorum, irem'in blogundan indirdiğim küçük bir öykü isimli albümünü. benim ışınlanacağım bi anım yok bu albümle ilgili, ama öylesine buram buram 90lar kokuyor ki anılara olmasa da o dönemin halet-i ruhiyesine ışınlanıyorum ben de. neden artık böyle derinlikli, yani metinselliği ağır basan albümler yapılmıyor türk popüler müziğinde blogk? zuhal olcay uç bi örnek gibi geliyor kulağa ama 90lardan bugüne kalmayı başarmış neredeyse 2 asırdır müzik piyasasında olan daha mainstream isimlerin o döneme ait albümleriyle şimdi yaptıkları şeyleri düşün. dinleyici kitlesi mi değişti yoksa suçu dinleyiciye atıp çakkıdı çakkıdı diye çiziktirmek daha mı kolay geliyor. cevap nedir bilmiyorum, ama kendi adıma bu anlamda daha doyurucu bi geçmişim olduğu için çok mutluyum. bi "adam" dinlemiş, bacak kadar boyla o şarkıyı etrafta söylemiş, ezginin günlüğü'nden popüler bi kanal sayesinde haberdar olabilmiş bi kuşağın günümüz kuşağına nazaran daha şanslı olduğu konusunda hemfikiriz değil mi? :)
05 Mart 2009
düdüüüdüüp
sevgili afyonkarahisar'lı ziyaretçim,
benim google analytics map'imde görünmeyip sevgili alyen'in livefeed traffic'inde görünmen merhumun sadece sevdiklerine görünmesi gibi garip hatta biraz da tekinsiz bi hadise olsa da, ben bu tür stalker'lık girişimlerini destekleyen desteklemese de perhiz ve lahana turşusunun yanyana gitmeyeceğini bilen bir kalontor stalker olduğumdan seni sevgiyle kucakladığımı bil istedim. ama alyen'in gözü seğiriyor. hani bi ihtimal seni tanıyorsak bi selam edersen seviniriz.
sevgiler, öpücükler
benim google analytics map'imde görünmeyip sevgili alyen'in livefeed traffic'inde görünmen merhumun sadece sevdiklerine görünmesi gibi garip hatta biraz da tekinsiz bi hadise olsa da, ben bu tür stalker'lık girişimlerini destekleyen desteklemese de perhiz ve lahana turşusunun yanyana gitmeyeceğini bilen bir kalontor stalker olduğumdan seni sevgiyle kucakladığımı bil istedim. ama alyen'in gözü seğiriyor. hani bi ihtimal seni tanıyorsak bi selam edersen seviniriz.
sevgiler, öpücükler
daytrotter
bon iver'in daytrotter kayıtlarını dinliyorum, elif sağolsun. o kadar güzeller ki, justin vernon'un emma'sı olayım istiyorum. hatta ben emma'sı olayım, bana albüm bile yapamasın istiyorum. bu nasıl bi hissiyat deryasıdır yarabbi, var mı böyle insanlar gerçekten hala?
04 Mart 2009
tabii ki.
ne yazacağımı bilmeden başladığım bir yazı ile tekrar karşındayım blogk. o kadar yorgunum ve o kadar uykum var ki..sağ omuzun altı seğiriyor, o nasıl oluyor deme oluyor işte. cuma günkü hikaye dersimin okumalarını yapıyorum bir yandan, perşembe akşamı deneme dersinin okumalarıyla üst üste gelmesin de çıldırmayayım diye. bu dönem feci yoğun bi dönem, haftaya çarşambaya bitmiş olması gereken 2 buçuk romanım var mesela.
sabah ufak çaplı bir "gitmek istemiyorum, uyuyasım var, ama uyusam ne olacak ki evde canım sıkılacak, bari okula gideyim insan yüzü göreyim." iç monologtan sonra evden çıktım ve treni az kalsın kaçırıyordum. istasyona varmadan gördüm trenin geldiğini ve koşarak yakalamayı başardım. na-atletik ve na-fit olduğum düşünülürse bu bir başarı ve allahım bu cümle nereye gidiyor.
okula gidiş yolu boyunca, tren istasyonuna yürüyüş, tren ve otobüste geçen zaman boyunca yani, inanılmaz bir duyusal deneyimler silsilesi -görüntü, ses vs anlamında- yaşıyorum iki gündür, hep kafamda bunu bi yere not etmeliyim, bunu anlatmalıyım, bunu yazsam iyi olur gibi düşüncelerle boğuşuyorum. ve hayır not etmiyorum, evet yazmaya çabalıyorum ama yazana kadar hepsini unutmuş oluyorum.
otobüste benim tanışık olmadığım tanıtım tayfası ile beraber geldik, beraber dediğim anla işte blogk. 99 bildiğin okul servisi. ben geldiğim vakit kimseler yoktu, elizle karşılaştık, kedisini soracak oldum, sormaz olaydım. ölmüş. içim kötü oldu, bu kıza hacı hocadan mistik bir yardım gelmezse bugün şima'yla d&r'da gördüğümüz büyü kitabını alıp bizzat ben gideceğim galiba yardımına, bu nasıl bir kötü şanstır. tevbe.
bu arada tarot dombili bi uğraştır ve tarot bakıp, baktırıp olumlu bir şey duymaya çalışanlar, i understand what you've been going through, ama o zıkkım her şeyi kendine içkin mistik gücüylen bok ediyor. ne varsa serotoninde var, o yoksa da inhibitörü var. yapmayalım böyle şeyler. end of the monologue.
sabahları corn flakes yer oldum, göbeğimle olan ilişkimiz ise yolunda gidiyor; long-distance ama no commitment issues. eve brüksel lahana, kereviz, ıspanak yağmuru var sayemde, annem her öğlen odamın kapısını açıp soruyor suratında o akşamki sebzenin ne olacağını tahmin etmeye çalışan o ifadeyle. annem bitane. ama daha fazla lahanagillerle devam edemeyebilir.
okumalarıma istediğim arayı vermiş bulunuyorum böylece. ben gideyim. 3 gündür uyanıkmışım gibi hissediyorum.
kendime ps: buhran bi yazı gibi geldiyse affola canikom, çok uykulu ve yorgunsun ve öyle işte malum.
ps nomero 2: "hebelehödönün konseri varmış, gidelim mii?" dediğimde "gerçekten mii, kesin gidelim" diyecek bi arkadaşım olsun istiyorum. the concretes geliyormuş mesela.
sabah ufak çaplı bir "gitmek istemiyorum, uyuyasım var, ama uyusam ne olacak ki evde canım sıkılacak, bari okula gideyim insan yüzü göreyim." iç monologtan sonra evden çıktım ve treni az kalsın kaçırıyordum. istasyona varmadan gördüm trenin geldiğini ve koşarak yakalamayı başardım. na-atletik ve na-fit olduğum düşünülürse bu bir başarı ve allahım bu cümle nereye gidiyor.
okula gidiş yolu boyunca, tren istasyonuna yürüyüş, tren ve otobüste geçen zaman boyunca yani, inanılmaz bir duyusal deneyimler silsilesi -görüntü, ses vs anlamında- yaşıyorum iki gündür, hep kafamda bunu bi yere not etmeliyim, bunu anlatmalıyım, bunu yazsam iyi olur gibi düşüncelerle boğuşuyorum. ve hayır not etmiyorum, evet yazmaya çabalıyorum ama yazana kadar hepsini unutmuş oluyorum.
otobüste benim tanışık olmadığım tanıtım tayfası ile beraber geldik, beraber dediğim anla işte blogk. 99 bildiğin okul servisi. ben geldiğim vakit kimseler yoktu, elizle karşılaştık, kedisini soracak oldum, sormaz olaydım. ölmüş. içim kötü oldu, bu kıza hacı hocadan mistik bir yardım gelmezse bugün şima'yla d&r'da gördüğümüz büyü kitabını alıp bizzat ben gideceğim galiba yardımına, bu nasıl bir kötü şanstır. tevbe.
bu arada tarot dombili bi uğraştır ve tarot bakıp, baktırıp olumlu bir şey duymaya çalışanlar, i understand what you've been going through, ama o zıkkım her şeyi kendine içkin mistik gücüylen bok ediyor. ne varsa serotoninde var, o yoksa da inhibitörü var. yapmayalım böyle şeyler. end of the monologue.
sabahları corn flakes yer oldum, göbeğimle olan ilişkimiz ise yolunda gidiyor; long-distance ama no commitment issues. eve brüksel lahana, kereviz, ıspanak yağmuru var sayemde, annem her öğlen odamın kapısını açıp soruyor suratında o akşamki sebzenin ne olacağını tahmin etmeye çalışan o ifadeyle. annem bitane. ama daha fazla lahanagillerle devam edemeyebilir.
okumalarıma istediğim arayı vermiş bulunuyorum böylece. ben gideyim. 3 gündür uyanıkmışım gibi hissediyorum.
kendime ps: buhran bi yazı gibi geldiyse affola canikom, çok uykulu ve yorgunsun ve öyle işte malum.
ps nomero 2: "hebelehödönün konseri varmış, gidelim mii?" dediğimde "gerçekten mii, kesin gidelim" diyecek bi arkadaşım olsun istiyorum. the concretes geliyormuş mesela.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
